top of page

Hasan El Benna neden öldürüldü? Şia'ya bakışı nasıldı?

Yazarın fotoğrafı: Ali Akgüç
Ali Akgüç
29 Eyl
3 dakikada okunur

Bismillahirrahmanirrahim.


Hamd kitabıyla bizlere meşru bir hedef gösteren Alemlerin Rabbine, Salât Davası uğrunda türlü çileleri göze almış, yeri geldiğinde hakaretlere maruz kalmış fakat davasından ödün vermemiş olan Alemlere rahmet Peygamberimiz (s.a.v.)'e, ve selam davasına bir mermi gibi kilitlenmiş, davasına aşkla bağlı, hakaret ve kınamaları umursamayıp yalnızca davasına hizmetkâr olan bütün dava adamlarına olsun.


Çağdaş İslamî hareketin öncülerinden biri olan Şehid İmam Hasan el Benna, Şia-Sünnî yakınlaştırma fikrini yaşayanlar arasındadır. Bazılarının imkânsız saydığı bu fikir, birçok İslam âlimi gibi Hasan-el Benna'ya göre gerçekleşmesi mümkün ve yakın bir hedef idi. Şehid İmam Hasan-el Benna “İslamî Mezhepleri Yakınlaştırma Cemiyeti'nin çalışmalarına katılarak topyekün halde (Sünnî'siyle, Şiî'siyle) müşterek âkaid ve ilkeler etrafında toplanıp, imanın bir şartı veya dinin bir rüknü olmayan ve dinin tartışma götürmez herhangi bir hükmünü inkâr sayılmayan konularda birbirlerini mazur görmeleri fikrini amel sahnesine getirmek için çalıştı.


Üstad Abdulkerim Şirazî, Sünnî ve Şiî ülemasının makalelerini ihtiva eden “İslamî Vahdet” isimli kitabında “İslamî Mezhebleri Yakınlaştırma Cemiyeti'nin kurucularının görüşlerini şöyle açıklamıştır: “Onlar şu ilkeler üzerinde birleştiler ki: Allah-u Teala'ya inanan ve Hz. Muhammed (s.a.a)'e son peygamber olarak iman getiren, Kur'an'ı İlahî kitap, Kâbe'yi kıble olarak kabul eden ve beş maruf rükünlere iman getiren, Ahiret'e iman edip dinin tartışma götürmez kesin hükümlerini tatbik eden her şahıs “Müslüman” sayılır. Bu ana ilke, meşhur dört Ehl-i Sünnet Mezhebinin temsilcileri ile Şiâ'nın İmamiyye ve Zeydiye kolunun temsilcilerinin birleştiği noktaydı.”


Bu Cemiyette yer alanlar arasında El Ezher'in Şeyhi ve zamanın en yüksek fetva makamı El-İmam-il Ekber Abd-ul Mecid Selim ve El İmam Mustafa Abdurrezzak ve Şeyh Şaltut gibi büyük alimler de vardı.


Şehit İmam Hasan el Benna'nın bu meseledeki rolünün ne derece olduğunu belirleyecek yeterli bilgi yoktur. Ama İhvan-ı Müslimin'in düşünürlerinden biri olan Üstad Salim Behnesavî şöyle diyor: “İmam Hasan el Benna ve İmam Kummî'nin özel katkılarının olmasıyla “İslamî Mezhepleri Yakınlaştırma Cemiyeti” kurulduğu günden beri, İhvan-ı Müslimin ve Şia arasındaki işbirliğinin var olması, İmam Nevvab Safevi'nin 1954 yılında Kahire'yi ziyaret etmesi neden olmuştur.”


Sonra aynı yerde şöyle diyor: “Bu şaşırılacak bir şey değil; iki cemaatın gittikleri yol bunu gerektiriyordu”. Bilinmektedir ki İmam Hasan el Benna, Ayetullah Kaşanî ile 1948 yılında hac merasiminde görüşmüş ve önemli konular üzerinde anlaşmışlardır. Günümüzde İhvan-ı Müslimin'in önde gelen simalarından Şehit İmam Hasan el Benna'nın talebesi Üstad Abdulmuteal Cebrî “Hasan-el Benna Niçin Öldürüldü?” adlı eserinde bu konuya temas ederek, Rober Jakson'dan naklen şöyle diyor: “Eğer bu kişi hayatta kalsaydı (Hasan el Benna) çok şeyler gerçekleştirebilirdi bu ülke için. Özellikle Hasan el Benna ve İranlı lider Ayetullah Kaşanî, Şiî ile Sünnîler arasında ihtilafı kaldırmak üzerinde anlaşsalardı. Bilindiği üzere bu iki şahsiyet Hicaz'da 1948 yılında görüşmüş ve temel noktalar üzerinde anlaşmışlardır.” Üstad Cebrî bu sözlere atfen şöyle diyor: “Rober doğru söylemiştir. O siyasî idrakiyle İmam Hasan el Benna'nın İslamî mezhebleri yakınlaştırmak üzere çabalarını anlamıştır.”


Bundan bir kaç önemli gerçeği çıkarabiliriz:

1- Şiîler ve Sünnîler birbirlerini Müslüman görürler.

2- İmam Şehid Hasan el Benna şiilerin sahabeye sövdüğü iddiasının, ve sünnileri tahrik edecek birçok meselenin yapay şekilde ortaya çıkarılan ve emperyalizmin (Amerika ve İsrail'in) birer hamlesi olduğunu ortaya koymuştur.

3- İmam Şehid Hasan el Benna bu yolda ağır bir çaba göstermiştir.


Bilindiği üzere Irak'ta İhvan-ı Müslimin saflarında yer alan birçok Şiî genç var idi. Nevvab Safevi Suriye gezisinde İhvan-ı Müslimin'in Suriye genel müdürü Doktor Mustafa Sibaî ile görüşmüş ve Sibaî ona bazı Şiî gençlerin İhvan yerine lâik ve kavmiyetçi örgütlerde çalıştıklarını söylemiş ve bunun üzerine Nevvab orada büyük bir kalabalık karşısında minbere çıkarak şöyle söylemiştir: “Kim gerçek bir Caferî olmak istiyorsa, İhvan-ul Müslimin'in saflarında yer alsın.” Nevvab Safevi Şiî “Fedaiyan-ı İslâm” örgütünün mesuludur.


Bu noktada Samimi Sünni alimlerden ve Şii alimlerden birçok alıntı getirebiliriz. Fakat şimdilik yeterlidir.


Son olarak şunları söylemek istiyorum;

Birlikte İslam için çalışalım. İslam'ın şerefi uğruna yaptığımız cihat'tan başka her şeyi unutalım. Acaba Müslümanların şuurlanıp Şiî'lik ve Sünnîlik diye tefrikaya düşmekten elçekmelerinin zamanı gelmedi mi?”


Konuya devam etme dileğiyle...

 
 
 

Son Yazılar

Hepsini Gör
Bir Dava Adamı: Seyyid Kutub

Kendisini ardında bıraktığı kuvvetli eserlerle tanıdığımız, 20. yüzyılın İslam dünyasının önemli düşünürlerinden olan, 1906’da Mısır’ın Asyut kasabasına bağlı Kaha köyünde doğan Seyyid Kutub aslen Ara

 
 
 

Yorumlar


İLETİŞİM

SOSYAL MEDYA

  • Instagram
  • YouTube

​Bizimle iletişime geçmek için web sitemizin menüsündeki iletişim kısmından da bizimle iletişime geçebilirsiniz.

bottom of page